Blog

12 Ağustos 2021

Orman Yangınları Geleceğimizi Tehdit Ediyor

Orman Nedir?

Ormanlar sadece bir ağaç topluluğu olarak görülmemelidir. Onları bu şekilde düşünmek, sınırlı bir çerçevede değerlendirmek anlamına gelir. Ormanlar, içerisinde barındırdığı bitki ve hayvan türleri (flora ve fauna) ile birlikte bir bütündür ve bir ekosistem oluşturur.

Ormanlar milyonlarca insana, sürdürülebilir kalkınma için gerekli olan gıda, su, barınma gibi ihtiyaçları sağlarken, rekreasyonel ve estetik açılardan da fayda sunar. Bunlarla birlikte ormanların, oksijen üretimi, toprak koruma, su üretimi gibi farklı ekosistem hizmetleri de vardır. Örneğin ormanlar, büyük miktarda karbon depolayarak iklim değişikliğine sebep olan sera gazı salımının azaltılmasına destek olur. Ayrıca, FAO’ya göre ormanlar dünya üzerindeki biyolojik çeşitliliğin %80’ine ev sahipliği yapar. Ormanların bu gibi faydaları göz önünde bulundurulduğunda sizce de onları sadece bir ağaç topluluğu olarak görmek, onlara haksızlık etmek olmaz mı?

Artan Orman Yangınları

Türkiye ormancılık istatistiklerine göre ülkemizin %29,4’ü ormanlarla kaplı. Her yıl çıkan orman yangınları ise bu varlığı tehdit ediyor. İklim değişikliği ve insan faaliyetleri yangınların sıklığının ve yoğunluğunun artmasına yol açıyor. 2020 yılı orman yangını istatistiklerine göre, 2020 yılında bir önceki yıla göre orman yangını sayısı %26 oranında, çıkan orman yangınlarında yanan alan miktarı ise %85 oranında artmış. Bu yangınlarda yanan orman alanı içerisinde ihmal, kaza veya kasıt sonucu çıkan yangınlar nedeniyle zarar gören orman alanı oranı %43, doğal nedenlerle çıkan yangınlar nedeniyle zarar gören orman alanı oranı ise %1 olarak gerçekleşmiş. Geri kalan alan ise nedeni belirlenemeyen orman yangınları sonucu tahrip olmuş.

Peki orman yangını nelere yol açıyor? Öncelikle ne yazık ki çok sayıda canlı yaşamını yitiriyor. Orman yangınları neticesinde ekosistem zarar görüyor ve doğal haline kavuşabilmesi için çok uzun bir süre geçmesi gerekiyor. Yukarıda bahsettiğimiz ve örneklerini verdiğimiz ekosistem hizmetlerinde aksamalar yaşanıyor. Ayrıca normalde karbon tutan ormanlar, orman yangınlarında tam tersi bir rol oynuyor. Yanma sonucu karbon salımı artıyor ve bunun da iklim değişikliğine olumsuz etkisi oluyor.   

Türkiye, Akdeniz Havzası’nda yer alan konumuyla iklim değişikliğinden en çok etkilenecek ülkeler arasında yer alıyor. Bu da, iklim değişikliğine karşı gerekli önlemler zamanında alınmadığı takdirde önümüzdeki dönemlerde kuraklık riski ile karşı karşıya kalacağımız anlamına geliyor. Böyle bir durumda da tarımsal üretimin bundan olumsuz etkilenmemesi mümkün görünmüyor. Dolayısıyla bu durum sadece çevresel bir sorun olarak değil, aynı zamanda gıda güvenliği sorunu olarak karşımıza çıkıyor.

Yangınlar Sönmek Bilmiyor

Temmuz sonundan beri Akdeniz ve Ege Bölgelerinde çıkan ve her geçen gün aralarına yenileri eklenen orman yangınlarıyla sadece ormanlarımız değil, içimiz de yanıyor.

Bugüne kadar Ofi olarak her zaman fındık çiftçisinin yanında yer aldık. Fındık tarımında üretim kaynaklı ya da doğal afetler sonucunda karşılaşılan zorlukların üstesinden onlarla birlikte geldik. Sürekli daha fazla neler yapabiliriz, nasıl destek olabiliriz diye araştırma içerisindeyiz. Sürdürülebilir tarım, doğa ve biyolojik çeşitliliğe verdiğimiz önem ile bugüne kadar gelen birlik ve beraberliğimizi bundan sonrasında da artırarak devam ettireceğiz. Bu bilincin eşliğinde, ülkemizde devam etmekte olan orman yangınlarını endişe ile takip ediyoruz. İçinde bulunduğumuz bu günlerin daha fazla dayanışma zamanı olduğunun farkındalığı ile destek çemberimizi genişleterek attığımız adımla 5.000 fidan bağışı gerçekleştirdik. Ağaçlarımız yeniden yeşersin, canlılara yeniden yuva olsun diye gerçekleştirdiğimiz bu bağışla doğal yaşama bir nefes olmak istedik. Yangında hayatını kaybeden vatandaşlarımızın yakınlarına başsağlığı dilerken, yangından etkilenen tüm canlıların acısını yüreğimizde hissediyoruz.

--

Hüseyin Noyan
Zirai Projeler Koordinatörü